Lyoko Kodu

Eski dönemlerin kült işlerinden birisi olan Lyoko Kodu‘nu sizler için tanıtmaya çalışacağım, bu yüzden yazımı tamamen okumanı öneriyorum.

Genel

Lyoko Kodu aslında iki seriye sahiptir ama ben bugün sadece ana seriden baz alarak yazacağım, serinin toplam bölüm sayısı 97 olup, 4 sezon boyunca ve serinin bölüm süreleriyse 26 dakikalık süren bir Fransız animasyon dizisisdir. Dizinin yapımcıları, sezonluğa göre değişken gösterilmiş ve bu firmaların adıysa Antefilms (1. sezon) , Moonscoop Group (2. ve 3. sezon) ve son olarak Taffy Entertainment firmaları tarafından üstlenmiştir.

Seri ülkemizde JOJO TV ile başladı, daha sonra sırasıyla Cine5, Maxi TV, Kidz/Animez TV kanallarında yayınlandı ama her kanalda 1 sene yayımlanmıştır, keşke adam akıllı bir TV kanalı alsada full HD yapıp, şöyle en az 4 – 5 sene yayımlayarak insanlara sunsa derim ama nedense Türk TV’leri nerede çöp dizi varsa satın alıp, yayınlıyor.

Hikaye & Ana Karakterler

Seri Kadic Orta Okulu‘nda yatılı olan 5 çocuk üyesi tarafında dönen olayları anlatıyor ve serinin ana kötüsü X.A.N.A.‘dır, bu kötü aslında bir yapay zeka diyebilirim ama gerçekte öyle değil. İnsanların üzen şeyleri canlandırmak için, teknolojinin gücünü kullanan canlandıran bir sistemdir. Bu sistemi durdurmak için 6 çocuğun gücüne ihtiyaç var.

Bu yüzden 5 kişi yani bunların adlarıysa Aelita Schaeffer, Jeremy Belpois, Odd Della Robbia, Ulrich Stern, Yumi Ishiyama ve William Dunbar (3. sezonda ekibe katılır) şeklindedir. Ekibi tanıtacak olursam, Aelita Schaeffer aslında ilk sezonlarda vurulması durumunda ölmesi demektir, çünkü kendinin sanal bir karakteri bulunmamaktaydı ve hafızasını kaybetmişti. İkinci sezonundan itibaren hem hafızasını geri kazanıyor ve hemde gerçek dünyaya dönebiliyor olmuştu. Ayrıca Lyoko‘yu onarma gücüne sahip tek üyedir.

Jeremy Belpois asla Lyoko‘ya girmeyen tek kişi ama bu ekibin ana beyni desem yanılmamış olurum ve Aelita Schaeffer‘in hem hafızasını ve hemde kendisini kurtarmasını sağlamıştır. Odd Della Robbia‘nın yeteneği, bir süreliğini geleceği görebilir, rakiplerine karşı ok atabilir ve çok espri yapabiliyor. Ulrich Stern ekibin samurayı desem yeterlidir, bir samuray ne yapabiliyorsa Ulrich Stern onu yapabilmektedir. Yumi Ishiyama ekibin tek Japonudur ve benimde en çok sevdiğim tek insandır. Kendisi yelpaze ve zihin okuma gücüne sahiptir. Ekibin başına belalar açan William Dunbar ise, başka okuldan gelmiştir. 2. sezonda ekibe gizlice yardım etse bile, hafızası sürekli siliniyordu ama 3. sezonda resmen ekibe yardım eder hale gelmiştir ama sonralarında X.A.N.A. onu ele geçirmiştir, fakat sonradan Jeremy Belpois onu da kurtarır. Jeremy Belpois resmen ekibin kurtarıcısı diyebilirim.

Bölüm Örgüsü

X.A.N.A.’ın Uyanışı bölümleri hariç genelde bölümlerin birbi tek bölümler halinde çıkmıştır. Ayrıca serinin son 7 bölümüyse Internet üzerinden yayımlanmıştır. Her bölümün kendi içinde küçük ayrıntılar ve hikayesel olarak ufak bile olsa gelişmeler barındırıyor.

Serinin içinde bölümlerde yer alan yine ufak hatalar yer alıyor ama bu seriyi kötü yapmaz, tam aksine izleyicilerin ufak tebessümlere sebebiyet vermesini sağlamaktadır. Serinin içindeki ufak göndermeleri anlamak için, 2004 dönemini veya öncesini iyi bilmek gerekiyor. Bu yüzden bazı göndermeleri anlamaman mümkün olacağı için, bu durumda sevir zevkini baltalayabilecektir.

Grafikler ve Animasyonlar

Serinin grafiği günümüze çok sırıtacaktır, çünkü çok eski bir grafiğe sahip ve bu şu anlama geliyor, grafikler hd bile değil. Resmen pixelleri sayacaksın ama grafiğe takılmadan izlersen, çok fazla sorun etmeyecektir. Tam aksine eğleneceğine inandığım bir seri olacaktır. Okulların ve mekanların tasarımların gerçekçiliği gayet tatmin ediyor, sanal olan yerler ise resmen sırıtmamaktadır.

Animasyonlar, serinin savaş arenalarındaki animasyonlar günümüzde çok sırıtacak ama eğer çok fazla gösteri aramıyor, eskiyi göreyim veya yad edeyim dersen, sorun olmadan izleyebileceksin.

Sesler ve Müzikler

Serinin sesleri döneme göre gayet güzeldi ama günümüze göre sırıtacaktır, eğer kulaklıkla seriyi izlersen bu daha da katlanamaz hale getirecektir. Tabii seriyi hoparlör ile dinleyerek izlersen, bu çok fazla sorun olmayacaktır. Daha fazla az ses sorunu yaşayacaksın diyebilirim.

Müziklerine lafım yok, giriş müziği on numaradır. Bitiş müziği de aynmı şekildedir. Seri içinde sözsüz müziklerde gayet yerindedir, en azından yeni serilerde sözlü müzik çalması gibi saçmalığa girişmiyorlar diyebilirim. Müzik sadece o alanın havasına girmek için kullanılmıştır diyebilirim.

Son

Eski bir seri olmasına rağmen, bir bilim-kurgu serisinin nasıl olmasını gözler önüne seriyor. Ayrıca bu seride Thomas Arstuc tarafından 3 bölüme imza atmıştır, diyerek yazıyı bitiriyorum. Yazıyı yazarken Wikipedia‘dan yardım aldım.

error: Alert: Bu site korumalı!