KISA OLSUN GÜZEL OLSUN


Selam olsun herkese… Öncelikle vizyonum ve misyonum hakkında 2 saat 43 dakikalık bir konuşma yapmak isterim:D (İlk yazıda aklıma gelmedi o yüzden ilk yazı buymuş gibi davranıyoruz.) Hani canınız bir şeyler okumak istediğinde güvendiğiniz bir arkadaşınıza sorarsınız ya ne okuyayım diye, ben o kişi olmak istiyorum işte. Fark edilmeyen hazineleri önünüze sunmak istiyorum. Gelip burada size One Piece, Death Note önerecek halim yok ya, onları bensiz de bulursunuz. Birlikte keşfe çıkalım istiyorum ben. Okumadıysanız bir parça eksiksiniz dediklerimi sunuyorum bu yüzden önünüze. Şayet öneriden sonra okuyup da beğenirseniz, bir de gelip bunu yorumlarda belirtirseniz benden mutlusu yok >.<

Gelgelelim bu haftaki önerimize.

Uzun süreli arkadaşlıkların vedası zor olur. Ama kısa sürede kendine bağlayan bir dostluk kurmak daha zordur. For the Sake of Sita böyle bir seri benim için. Sadece 13 bölüm. Ama o ‘sadece’nin içi o kadar dolu ki…( ꈍᴗꈍ)

Hemen şuracıkta okuyayım istiyorum, hikayesi de güzel olsun tabii ki, dram da olsa güzel olur diyorsanız istediğiniz seri budur şüphesiz. 13 bölümde aradığınız nedir bilmiyorum ama eminim bulduklarınız sizi tatmin edecektir.

Tanrıça Taleju bir keresinde insan formunda Nepal’e inmiş ve kral onun güzelliğine esir olup ona tecavüz etmeye çalışmış. Tanrıça, ardında korkunç bir lanet bırakarak öfke içinde cennete geri dönmüş. Pişman olan kral onun için bir tapınak inşa ettirerek umutsuzca affedilmek için yalvarmış. Bunun üzerine tanrıça, kendisine halef olarak bir genç kız seçilmesini ve ona tapılmasını emretmiş. Böylece 3-5 yaşındaki masum küçük kızlar tapınılmak için seçilmiş ve onlara kumari denmeye başlanmış. Bir kumariye hayatının yarısı boyunca ibadet edilir. Peki ya diğer yarısı…?
(Gerçek Nepal efsanesine dayanır.)

Gönüllü bir doktorun sokak arasındaki düşmüş bir Tanrıça’ya aşık olduğu tuhaf bir öykü bu. Spoiler veremeyeceğim kadar kısa, anlatamayağım kadar uzun. Şatafatsız ve gerçek bir sevgi. Öyle ya, okuyunca Nepal’de gönüllü bir doktor olası geliyor insanın. (Doktorumuzun kandan korktuğunu da araya sıkıştırıverelim)

Bu fedakarlığın ne için olduğunu söylemeyeceğim. Boşluğu da hayal gücünüze bırakmak istiyorum. Kim için ne feda edebilirsiniz sorusunun cevabı olur bu muhtemelen. Sonunda öğreniyorsunuz merak etmeyin ve ‘Evet, daha değerli ne verebilirdi ki zaten?’ diyorsunuz. (13 bölümlük serinin tanıtımını yaparken de tıkanıyor insan. Bir sonrası spoiler iki adım sonrası hikayenin sonu zaten◉‿◉)

“Sana gülümseyemem ama seni kutsayabilirim.”

Bunu gördüğüm zaman bir duraksamıştım. İnsanların hangisine daha çok ihtiyacı var acaba, bir gülümseme kutsamadan daha değerli olabilir mi? Bu seri ‘kimseye gülümseyemeyecek kadar güçlü’ olduğunuz bir hayatın sizi mutlu edemeyeceğini hatırlatıyor sizlere, vücuttan akan bir damla kanın yardım çığlığı olduğunu. Çok abarttım ben, hep abartırım zaten. Ama siz yine de okuyun, belki unuttuğunuz bir şeyi hatırlarsınız:)

Buraya kadar geldiğiniz için teşekkürler…^^

error: Alert: Bu site korumalı!